Home

HASTA

e-Posta Yazdır PDF
5.0/5 (1 oy)

Hayır alacam!

Biraz alsam anlaşılır mı acaba!

Almak istiyorum ama!

Labirentte dolaşan bir fare gibi gezinirken, her seferinde bu sorgu ile kasaya gidiyordu. Mehmet’in elleri.

İşte o anlarda rızkı Tanrıdan alıp, kullarına miktarını belirleyip, dağıtan bir burjuva gibi görürdü kendini.

—Bir sigara, bir ekmek verir misin oğlum diyen kadının sesiyle irkildi birden.

Tam elini daldırmışken kasaya bu kadında nerden çıktı şimdi diye geçirdi içinden kızgınlıkla.

Bir yandan, soluk renkli üzerinde çiçekler olan başörtüsünü düzeltirken

—Yaşlılık işte elim uzanmıyor bu raflara. Eskiden daha mı aşağıdaydı ne! Diye ekledi kadın.

Bir ekmek demiştiniz değil mi Fatma teyze.

—Evet, oğlum şu yaşlı kedimde kocam gibi beni terk edip gittiğinden beri, yenmiyor fazlası evde.

Mehmet ekmeği üzerinde güzel bir kız resmi olan gazete parçasına sardı. İstediği sigarayı da verip, çıktığı düşe tekrar dalabilmek için kadını başından biran evvel savmak istiyordu.

Bu mereti ilk Kızılderililer içermiş diye başladı kadın söze

Babam anlatırdı bunları bana aralarındaki husumeti gidermek için Barış çubuğu yakarlarmış ilk önce diye de ekledi.

Genelde kapıcının kızını yollardı bakkala Fatma teyze. Nadiren kendisi indiğinde de mahallede laflayacağı birkaç dükkân vardı. Bu yüzden de buldu mu fırsatını yakasını bırakmazdı adamın.

Mehmet kadının sözünü uzatmasını beklemeden davrandı.

—Borcun yedi lira teyze.

Yaşlı kadın buruşuk entarisinin ceplerini yoklayıp, cebinden çıkardığı, bozuk paralardan bir tanesini, kalın çamların ardından bakan gözlerine yanaştırdı.

Bu meret paraları niye bu kadar küçük yaparlar diye söylendi.

—Al oğlum sana yedi lira. Poşete koymayacak mısın?

—Tabi teyzeciğim koymaz mıyım?

Duvarda ki çengele asılı beyaz poşetlerden birini hemen kapıp, gazeteye sardığı ekmekle sigarayı poşete koydu.

—Buyur teyzeciğim

Sana iyi akşamlar hayırlı müşterilerin olsun oğlum.

Diyerek bakkal dükkânından uzaklaşırken kadın Mehmet bir oh çekti içinden.

—Gitti işte

Hayır alacam!

Biraz alsam anlaşılır mı acaba!

Almak istiyorum ama!

Eleri tekrar kasanın içine yöneldi. Artık dayanamıyordu. Bir tomar paraya uzanıp cebine koydu. Korkudan sayamamıştı.

Sabahtan akşama kadar bu dükkânda pinekliyorum ne için birkaç kuruş almak için.

Fazla mı aldım acaba, sonra anlaşılmasın.

Elleri titremeye başladı.

Tekrar yerine koymalıyım bunları.

Ne zaman istesem harçlığımı veriyor zaten bu adam.

Geçen gün kaç kez sordu. Harçlığın var mı evlat diye. Ben istemedim.

Yemeği kendi getiriyor. Pinti adam ne olacak! Oysa benim canım pide çekmişti kaç kez. Almakla iyi ettim bu parayı. Buna bir ders olsun.

Kaç lira aldım ki cebime de bakamıyorum.

Yok, eve gidince sayarım..

Ne yapıyorsun sen ya yakalanırsan hesabını nasıl vereceksin.

Bence ilk suçlu sahip olma arzusuyla toprağa ilk çiti çekenler değil mi?

Kimsenin kendine ait bir malı olmazdı ne güzel.

Yakalanırsan Mehmet bunu kime anlatacaksın.

Seni kim anlayacak!

Bırak boş ver bizim gibilere göre değil bu iş.

Koy şu parayı yerine.

Isırır arak kabartıp derisi kalınlaşan ellerini tekrar cebine sokup, aldığı parayı kasaya hiç bakmadan geri koydu.

 

—Hayır alacam!

Daha az alırsam hem anlaşılmaz.

Almalıyım.

İhtiyacımda yok fazla aslında,

Ah baba sana çok kızıyorum. Beni bu yaşıma kadar hiçbir yerde çalıştırmadın.

Kendin okuyamamışsın onu anladık!

Yok, efendim Bir tabaka kâğıtla gidiyormuşsun okula. Övüne övüne anlatırdın hep.

Hiç unutamıyorum bir keresinde en pahalısından aldığın şifreli çantama, kışın kaç kişiyi bindirdim biliyor musun?

Duysaydın beni öldürürdün.

Hayır alacam!

Daha az alırsam hem anlaşılmaz

Almalıyım.

Tekrar elerini o kasaya uzattığında;

Hasta burada doktor alın ne yaparsanız yapın bıktım artık bundan diye patron elinde çantalı bir adamla içeri girdi.

—Yakalandın oğlum anladılar senin hasta olduğunu, şimdi ne yapacaksın bakalım.

Korkudan ne yapacağını şaşırdı yüzünü çevirdiğinde patronuyla göz göze geldi.

Kıpkırmızı olmuştu yüzü.

Patronun yanındaki eli çantalı asık suratlı adama baktı.

Dilini yutmuştu sanki konuşamıyordu.

— Doktor hasta senin artık soğutmuyor işte, kaç kez tamir gördü biliyor musun?

Patron neşeli bir sesle, karşıdaki buzdolabını gösterir.

Son Güncelleme: Çarşamba, 05 Mayıs 2010 22:46