Home

ÇEVİRİ ÜZERİNE NOTLAR

e-Posta Yazdır PDF
5.0/5 (2 oy)

          ÇEVİRİ  ÜZERİNE  NOTLAR

 

                            
       Dünya  yazarlarının  kitaplarının dilimize çevrilmesinin,  edebiyat  ve  kültür  alanımızdaki  yeri  son derece önemlidir.Tüm dillerin yeryüzü uygarlığında ortak bir emeği vardır. Gelişmiş  toplumların yazılı değerlerinin başka  ülkelere ulaştırılmasının önemi, çevirmenlerin  yaptıkları işte yeterince bilgili olmalarını zorunlu kılıyor.
       Cumhuriyetimizin ilk  yıllarındaki “aydınlanma” çabasının dünya  klasiklerinin  dilimize çevrilmesiyle başlatıldığını  ve Köy Enstitüleri ile köylerimize kadar ulaştırıldığını   biliyoruz.
       Çevirinin,   bir   dilin   başka   bir  dildeki   anlamı  olmaktan  öte,  kapsamlı  bir  içeriği  olduğu anlaşılmalıdır.  Öncelikle  belirtmek   gerekirse;  çevirmen,  yapıtın  aslı  ile  çeviriyi okuyanlar arasında akılcı  bir köprü  olarak asıl metnin yazarından daha  büyük bir çaba ve bilgi ile yola çıkmalıdır.  Yoksa  asıl metne de okuyucusuna da haksızlık etmiş olur.
       Çevirilen bir tümcede anlam çok yönlü bir görünüm verebilir. Okurun  işini  kolaylaştırmak için,    çevirmen    anlamı   “belirteç”   bir sözcükle  ortaya  çıkarmalı; “asıl yazarın” söylemek istediğini yazmalıdır.Ancak, çevirmen politik iklime kapılmamalı, esas metine saygılı ve bağlı kalmalıdır.  Ayrıca dilimizin   yedi yüzyıl  yaşadığ  ı “yabancı sözcük işgalinden” kurtarılması çabalarına da uygun davranması büyük önem taşır.
       Çeşitli anlayışta çevirmenlere rastlanmıştır. Ancak en güzel ve doğru çeviriler, okuru yazara doğrudan götüren ve onu zorlayıp yabancı kalmasına neden olan değil; esas yazarın okura götürüldüğü, anlamı sıcaklaşan ve kolay sindirilen çeviriler olmuştur.  Başarılı çevirmen sanatsal bir üretkenlik sergiler.  Oysa kötü bir çeviri, basit bir aracılık işinden öteye gitmez, yalınkat, sıradan ve anlaşılmazdır.
       Her toplum kültürünü çeviri il beslemiş, zenginleştirmiştir.  Yeryüzü kültürü uluslararası iletişimle gelişmekte ve insanlığın ulaştığı üst düzey bilgiler her bucağa böylece yayılabilmektedir.  Ancak Osmanlı döneminde imparatorluk anlayışından olacak, çeviri konusu yeterince önemsenmemiş, çağdaş uygarlığın gerisine düşülmüştür.  Rum asıllı çevirmenlerin kendi öznel yorumlarıyla yaptıkları çeviriler ise toplumda ilgi görmemiştir.
       Çevrilecek bir yapıtın konusu iyice bilinmeden çeviri işine girişilmemelidir. Tıp, ekonomi, edebiyat ya da şiir gibi alanlarda yapılacak çeviriler özel bir dil ve bilgi gerektirir.
       Çeviride ilk gözetilen noktalardan biri de, çevirinin sözcük esaslı değil, tümce ve metin esaslı olması gerektiğidir.  Çevirmen her iki dilin “dilbilgisini ve deyimlerini”  iyi bilmelidir.                                          
        *  *  *
       Şiir Çevirileri, her çevirmenin girişebileceği kadar kolay değildir. Şiirin önemli bir özelliği dilinin farklı oluşu yanında, yazıldığı dile bile çevrilemeyeceği ve ikinci kez yazılamayacağıdır.  Öyleyse çevirmen ne yapacaktır?  Ya şair olması, ya da asıl şairi incelemiş iyi bir şairle işbirliği yapması gerekecektir.
       Şiir dilinde sözcükler anlamı iter, şaşırtır ve zorlarlar.  Hiçbir sözcük kendi anlamını taşımayabilir.  Üstelik, çok anlamlı (çağrışımlı) bir dizeyi çevirirken “belirgin anlama taşıma” kuralını işletmek de yetmez.  Şiir budanıp doku kaybına uğramış ya da sözcük artırımıyla bozulmuş olabilir.  Diller arasındaki (demek istenen) yan ve yarım anlam benzerliği de sözkonusu olabilir, şiir iyice aslından kopup çoraklaşır;  ortaya başka bir şiir çıkmış olur.  Ayrıca esas şiirdeki sesler zorunlu olarak değişir, uyaklar kaybolur, ritim başkalaşır.  Geriye fiziksel bir görünüm kalır. Düzyazıda bile yanlış yöntem sayılan sözcük sözcük çeviri ise hiç mi hiç düşünülemez
       Çeşitli güçlüklere rağmen şiirler her dilden başka dillere çevriliyor. Bazı çevirmenler uyak odaklı, bazıları anlam odaklı, bazıları da duygu odaklı çeviriler yapmayı önde tutuyorlar.  İyi bir şiir çevirisi öncelikle, sanki okuduğumuz dilde yazılmış gibi olabilmeli, o tadı vermelidir. (Sabahattin Eyüboğlu’nun Ö.Hayyam’dan uyaklı çevirileri örnektir.)  Yoksa çevrilmemelidir demek gerekiyor.  Çevirmen şiirden ve şiir bilgisinden (poetika) uzaksa bu işe hiç girişmemeli; ya da yetkin bir şairle ortaklaşa çalışmalıdır.
       Manzume dilinde yazılan bir dönemin kolay şiirlerini çevirmek de kolaydı.  Ancak gelişen edebiyat ve şiir dünyasında söz sanatları ile zenginleşen şiirlerin çevirisi kolay olamaz.  Bu güçlüğü aşmak isteyen çevirmenlerin çeviri esasları bilgisi yanında  poetik birikimli ve doğru donanımlı olması gerekmektedir.
 

Mehmet BÜYÜKÇELİK
(4 Ocak 2010)
 

 

Son Güncelleme: Pazar, 10 Ocak 2010 00:46